El Camiu İsmi
Toplayıp düzenleyen, kıyamet günü hesaba çekmek için mahlukâtı toplayan,[1445] istediğini istediği zaman, istediği yerde toplayan. [1446]
"Mahşer vaktinde sizi toplayacağı gün, işte o, zarar günüdür." [1447]
Zatında, sıfatlarında ve fiillerinde bütün kemal sıfatları toplayan Cenab-ı Hak noksan sıfatlardan münezzehtir. O'nun zatı gibi zatı olan, O'nun sıfatları gibi sıfatı olan, O'nun fiilleri gibi fiili olan yoktur.
Cenab-ı Hak Tealâ olacağında hiç şüphe olmayan bir gün olan kıyamette insanları haşr için toplayacaktır.
"Mahşer vaktinde sizi toplayacağı gün, işte o zarar günüdür. (Ancak) kim Allah'a inanır, yararlı iş yaparsa, Allah onun kötülüklerini örter, onu (ve benzerlerini), içinde ebedi kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. İşte büyük kurtuluş budur." [1448]
Ayette geçen "yevmu'1-cem" kıyamet günüdür. Cenab-ı Hak önceki ve sonraki insan ve cinlerin arasını birleştirdiği, yer ve gök halkını bir araya getirdiği, her kulu ameli ile birleştirdiği, zalimle mazlumu bir araya getirdiği, her bir Peygamberle ümmetini bir araya topladığı, taat ehli ile sevabı günahkârlar ile cezaları bir araya getirdiği için kıyamet günü "yevmu'l-cem" diye isimlendirilmiştir.
Et-Teğabûn, tefaûl babından olup "abn" kökünden gelmektedir. "Aldanma ve kâr-zarar" manasına gelir. Buradaki maksat cennette kendi yerini ve ailesinin yerini kaybeden kimsedir. Buradaki Teğabûn" iki kişi arasında ziyan değil kişi ile nefsi arasındaki kayıptır. Kıyamet gününde o gün taksiratı sebebiyle Allah'ın lütfunda zararda olacak kimseler kendini Allah'ın ihsanlarından tecrid ettiği için zarardadırlar.
Cenab-ı Hak kalpler arasında ülfet temin ederek, kalpler arasında sevgi tohumları yeşerterek onları bir araya getirir.
"Allah'ın size olan nimetini hatırlayın:
“Hani siz birbirinize düşman kişiler idiniz de O, gönüllerinizi birleştirdi ve O'nun nimeti sayesinde kardeşler oldunuz."[1449]
"Ve (Allah), onların kalplerini birleştirmiştir. Sen yeryüzünde bulunan herşeyi verseydin, yine onların gönüllerini birleştiremezdin, fakat Allah, onların aralarını bulup kaynaştırdı. Çünkü O, mutlak galiptir, hikmet sahibidir." [1450]
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
"Rabbimiz! Gelmesine şüphe edilmeyen bir günde, insanları mutlaka toplayacak olan sensin. Allah asla sözünden dönmez."[1451]
O, insanların amellerini ve rızklarını toplayandır. Küçük büyük hiçbir şeyi terk etmez, hepsinin hesabını bilir.
O, ilk ölenden son ölene kadar bütün ölülerin değişen ve değişik bir hal alan bütün parçalarını sonsuz kudreti ve geniş ilmiyle toplayıp bir araya getirendir. [1452]
Cem', dağınık şeyleri bir araya toplamak demektir. Allahu teâlâ, vücutlarımızın çürüyerek suya, havaya, toprağa dağılmış olan zerrelerini tekrar birleştirecek, bedenlerimizi yeni baştan kuracaktır. Bu âlemde milyarlarca insanın, milyarlarca zerrelerinin birbirine karışmış olduğunu düşünerek, bunun Allah'a göre güç bir şey olduğunu zannetmemelidir. Allah'ın ilminde, her insanın vücudunu teşkil eden zerrelerin sayısı ve bulunduğu yer, ayan beyan bellidir. Bunların lâhza içinde birleşip bedeni vücuda getirmeleri ise yalnız Allah'ın tek bir fermanına bakıyor. [1453]
Allahu Teâlâ Bütün İnsanları Toplayacak:
Allahu teâlâ, bir insanın dağılan eczasını nasıl bir lâhza içinde toplayıp cesedini teşkil ve ruhunu iade edecekse, bütün insanları da öylece hesaplarına bakılmak, muhakemeleri görülmek ve herkese yaptığının karşılığı verilmek üzere Arasat meydanına toplayacaktır. Allahu teâlâ dünyâya insanları imtihan için çıkarmıştır. Gerçi O, imtihanda kimlerin kazanacağını, kimlerin kaybedeceğini tâ ezelden biliyordu. Fakat güya tecrübe ediyormuş gibi, fiilen bu işi açığa vurmak, herkese kendi yaptığıyla kendi mertebesini bildirmek ve bu suretle kimsenin kimseye bir diyeceği kalmamak hikmetiyle, insanları bir imtihan yeri olan dünyâya sevk etmiştir. Herkes burada, imtihanını vermekte, kazanan da, kazanamayan da geçip gitmektedir. Fakat vakti gelince bunların hepsi toplanacak ve son büyük mahkemede ayrılacak, iyiler ikram ve selâmet yeri olan Cennette, kötüler de işkence ve azap yeri olan Cehennemde iskân olunacaklardır. Allah bu suretle dostlarını Cennette, düşmanlarını Cehennemde toplayacaktır. [1454]
Allahu Teâlâ Her Hak Sahibînî Hasmiyle Toplar:
Hak sahiplerini hasımlarıyle huzurunda karşı karşıya getirir. Bir zâlimin ne kadar davacısı varsa bir anda hepsi etrafındadır. (O kalabalıkta beni davacım nerede bulacak? dememeli). Allahu teâlâ bir kap içinde şekilleri, renkleri, tatları ve daha başka vasıfları birbirine benzeyen ve benzemiyen şeyleri topladığı gibi, birbirlerine zıt unsurları da toplar. Sıcağı, soğuğu, yaşı, kuruyu bir araya getirir, birbirine tecâvüz etmeden durdurur[1455].
İlim Meş'alesînın Işığıyla Neler Görülüyor:
İnsanoğlunun elindeki ilim meş'alesinin ışığıyla görebildiği hakikatler bile, akılları durduracak derecede hayretler veriyor. Meselâ, bir damla kanın içinde Allah, takriben altı milyon kürecik toplamıştır, işin daha garibi, bu altı milyon kürecik, o bir damla kandaki suyun içinde yüzüyor ve asla birbirlerine değmiyor. Bir insanda, ortalama hesapla altı, yedi kilo kan bulunduğuna göre, insan kanında bulunan küreciklerin sayısı trilyonlara çıkıyor, hele o zerrelerin sayısı ise bizim ölçüleri aşıp taşıyor. Allahu teâlâ, insanoğlunun bu mahdut bedeni içinde, sayıya gelmez hücreleri, zerreleri toplamış, yaratmıştır. Bunların her biri, bir fabrika gibi işleyen, başlıbaşına birer âlemdir. Tegaddî eder, teneffüs eder, hareket eder, arar, bulur, reddeder, doğurur, ölür. Allahu teâlâ bunları bu mahdut beden içinde nasıl ilmiyle, kudretiyle kuşatmış, istediği gibi tasarruf ediyorsa, bu zerrelerin her biri, kâinatın sonsuz genişliği içinde yayılıp dağılsa, yine aynı suretle Allah'ın ilmi ve kudreti içindedir. Yine istediği gibi tasarruf eder. Asla fark yoktur. Çünkü mülk Allah'ındır ve Allah'ın kudreti, mülkünün her noktasında aynı kuvvetle müessirdir, hâkimdir, bir iradeyle dağılır, bir iradeyle toplanır. [1456]
Kula Gereken Şey:
Gafletten uyanmağa, hakikî vaziyeti sezmeğe gayret etmektir. Yâni, dünyânın geçici görünüşüne aldanmıyarak, kendisine baki kalacak arkadaşlarının kıymetini ve hüviyetini şimdiden teşhis etmeğe çalışmaktır. Çünkü Allahu teâlâ, her kulunu kendi yaptıklarıyla toplamıştır. Baki yoldaş, herkesin kendi işidir.
İmân ve sâlih amellerin nurları, gönülleri açan bahçeler, köşkler, eşler, hadimler şeklinde ve her amel kendisine münâsip surette tecessüm eder, sahibine görünür. Küfür, şirk, cehalet, dalâlet ve bütün kötü huyların da karanlıkları yılanlar, akrepler gibi ürküntü ve ıztırap verici şekilde sahibinin etrafını sarıverir. Zâten iyi veya kötü herkesin ameli kendini kuşatmıştır. Bu itibarla iyi işlerle çalışanlar şimdiden Cennette, kötülüklerle uğraşanlar Cehennemdedir. Fakat dünyâda sağ oldukça fark edilmez. Çünkü maişet derdi, yiyip içecek temini, sevdiklerimizin keyfine hizmet aşkı gibi hayat gürültüleri, bizi gaflet uykusuna daldırır ve biz âdeta iptidaî bir değirmende gürültü içinde yaşayan değirmenci gibiyiz. Nasıl ki, gürültü kesilirse değirmenci o zaman uyanır. Bunun gibi, ruh bedenden ayrılıp da hayat gürültüleri durunca, bir de bakarsın yenilen bitmiş, giyilen eskimiş, sevdiğimiz şeylerin hepsi silinmiş, yok olmuştur, işte o zaman hakikat bütün çıplaklığıyla gözlerimizin önünde belirecek ve biz yalnız amellerimizle başbaşa olduğumuzu anlıyacağız. Kendini bilmeyecek kadar sarhoş olan kimsenin koynundaki şey sevdiği bir çıkın mı, yoksa yılan ve akrep mi, sarhoşluğu gidince anlaşılır. Fakat bunu şimdiden anlayıp ona göre tedarikâtta bulunmak gerekir. Yoksa o zamanki anlayış faydasızdır. [1457]
[1445] Enfal 8/63. Prof. İzzeddin Cemel, El-Esmaü’l-Hüsna, Ravza Yayınları: 325-3227.
[1446] Ali Osman Tatlısu, Esmaü’l-Hüsna Şerhi, Başak Yayınları: 223.
[1447] Teğabûn, 64/9
[1448] Teğabûn, 64/9
[1449] Ali- İmrân, 3/103
[1450] Enfal: 8/63. Prof. İzzeddin Cemel, El-Esmaü’l-Hüsna, Ravza Yayınları: 325-3227.
[1451] Ali İmran: 3/9.
[1452] Said el-Kahtani, Kur’an Ve Sünnette Esma-i Hüsna Şerhi, Uysal Kitabevi: 155.
[1453] Ali Osman Tatlısu, Esmaü’l-Hüsna Şerhi, Başak Yayınları: 223.
[1454] Ali Osman Tatlısu, Esmaü’l-Hüsna Şerhi, Başak Yayınları: 223-224.
[1455] Ali Osman Tatlısu, Esmaü’l-Hüsna Şerhi, Başak Yayınları: 224.
[1456] Ali Osman Tatlısu, Esmaü’l-Hüsna Şerhi, Başak Yayınları: 224-225.
[1457] Ali Osman Tatlısu, Esmaü’l-Hüsna Şerhi, Başak Yayınları: 225-226.