Her şeye gücü yeten, kudretli, [1283] istediğini, istediği gibi yapmağa gücü yeten. [1284]

"Biz buna güç yetirmişizdir. Bizim gücümüz ne büyüktür!" [1285]

"Kadr" mastarından gelen "Kadir" ölçmek, düzen­lemek, gücü yetmek, sahip olmak, hakim olmak gibi manalara gelmektedir. Bu kelimenin türevleri olan kader, kudret, takdir, kadr de Kur'an-ı Kerim'de geç­mektedir.

Allah, tam bir kudret sahibi hiçbir şeyin ken­disini aciz bırakamayacağı mutlak kadirdir. Diledi­ğini dilediği şekilde yapmaya gücü yetendir.

"Ne göklerde, ne de yeryüzünde Allah'ı âciz bı­rakacak bir güç vardır. O bilendir, güçlüdür." [1286]

Kader, Allah'ın kadir fiilinden etkilenen kudre­tin vaki olduğu isimdir.

Kadr, bir şeyin ölçüsü demek olup mastardır. "Ve ma kaderullahe hakka kadrih", "onu azametinin gereğiyle ta’zim edemediler", demektir. Kader Allah'ın kaza olarak takdir ettiği şey demektir.

"Kadir gecesi", "şerefli ve büyük gece" demektir. Kadr takdir olarak tefsir edilmiştir. Kurtubi'de Mücahid, "Vema edrake ma leyletu'l kadr" ayetindeki "leyletul kadr"i "leyletu'l hukm" (hüküm gecesi) ola­rak tefsir etmiştir. Bunun manası takdir gecesi de­mektir. Bundan dolayıdır ki bu isimle isimlendiril­miştir ki Allah (c.c.) bu seneden gelecek senenin ka­dir gecesine kadar ölüm, ecel, rızık, ve diğer şeyleri bu gecede takdir eder.

Bir hadiste "De ki: Allah'ın size üstünüzden (gök­ten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap gön­dermeğe ya da birbirinize düşürüp kiminize kiminin hıncını tattırmaya gücü yeter" [1287] ayeti indiği zaman Peygamberimiz:

"Senin zatına sığınırım" demiştir.

El-Kadir, Kur'ân-ı Kerim'de 7 defa zikredilmiştir.

"Gökleri ve yeri yaratan, onların benzerlerini yaratmaya kadir değil midir? Evet! Elbette kadir­dir, O her şeyi hakkıyla bilen yaratıcıdır." [1288]

Allahu teâlâ, kudretine bir ayna olmak üzere kâinatı yarat­mıştır. Gök boşluğunun ölçülmesi mümkün olmayan genişli­ği içinde, akıllara hayret ve dehşet verecek derecede birbirine uzak mesafelerde milyarlarca güneşler yandırmak ne kudrettir. Fezalarda, sayısı belirsiz âlemleri birbirine çarpmadan nasıl koşturuyorsa, bir damla suyun içinde öylece birbirine temas etmeden hesapsız hayvanâtı yüzdürüyor. Mikroskobun önüne alınan bir parmak yosun parçasında, gayet muntazam orman­lar, çayırlar, çimenler görüp de bu kudrete hayran olmamak kabil mi?

Gâfîl insan! Secde edeceksen, kapkara topraklardan nur topu gibi insanlar yaratan, bir kemik parçasına (kulak) işitme kuvveti, bir et parçasına (dil) konuşma kabiliyeti veren kudret sahibine secde et! Yapabilirsen, bu senin için en büyük bir şeref olur! [1289]

 

[1283] Prof. İzzeddin Cemel, El-Esmaü’l-Hüsna, Ravza Yayınları: 287.

[1284] Ali Osman Tatlısu, Esmaü’l-Hüsna Şerhi, Başak Yayınları: 183.

[1285] Mürselât. 77/23

[1286] Fâtır: 35/44

[1287] Hadis-i Şerif

[1288] Prof. İzzeddin Cemel, El-Esmaü’l-Hüsna, Ravza Yayınları: 287-288.

[1289] Ali Osman Tatlısu, Esmaü’l-Hüsna Şerhi, Başak Yayınları: 183.