Er Rezzak İsmi
Bedenlerin ve ruhların gıdasını veren, [753] yaradilmışlara faydalanacakları şeyleri ihsan eden.[754]
Rızk, Allahu teâlâ'ınn bilhassa yaşayan mahlûkâtına faydalanmalarını nasip ettiği şeydir. Rızk yalnız yenilip içilecek şeylerden ibaret değildir. Kendisi ile intifâ olunan her şeye rızk denir. [755]
Bütün mahlukatın rızkını Cenab-ı Allah verir. O, rızkı pek çok ve bol veren yüce varlıktır. Kalpleri ve nefisleri gıdalandıran Allah'a hamdolsun. Allah nurunu onlara ulaştırsın. Onları imana erdirip, taatta muvaffak kılsın. Cenab-ı Hak Teâlâ rızka kefildir. Her canın kendisiyle ayakta kalabileceği kadar rızkı verir. Allah yedirir, fakat yedirilmez. Bundan dolayıdır ki Kur'ân'da bu fiil insana nisbet edilmemiş, gerek doğrudan doğruya ve gerekse bir takım sebeplere bağlı olarak rızık verme Cenab-ı Hakk'a ait olduğu vurgulanmıştır.
Rızkı da, rızık verileni de yaratan Rezzak'tır. Rızıklardan yararlanma yollarını da yaratan O'dur. Rızık iki kısma ayrılır:
1. Bedenlerde zahir olan rızık. Yiyecek ve içecekler gibi.
2. Kalplerde gizli olan rızık. İlim gibi. Her iki rızkı da yaratan Allah'tır.
"Semada da rızkınız ve size vadedilen başka şeyler vardır." [756]
"Rabbiniz rızkı hem daha hayırlı, hem daha süreklidir." [757]
Kuşeyri "Kim Allah'ın Rezzak olduğunu bilirse ona yönelen gerçek bir ferd olmuş olur" dedi.
"Ailene namazı emret; kendin de ona sabırla devam et. Senden rızık istemiyoruz; (aksine) biz seni rızıklandırıyoruz. Güzel sonuç, takva iledir."[758]
Allah'ın "Rezzak" ism-i cemili Kur'ân-ı Kerim'de bir kere zikredilmiştir[759]
er-Razzâk kelimesi "rızık veren" anlamındaki "râzık" kelimesinin mübalağa kalıbıdır ve çokluk ifade eder. er-Razzâk Allah Teâlâ'nın isimlerindendir.
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
"Şüphesiz ki Allah pek çok rızık verendir." [760]
"Yeryüzünde yürüyen her canlının rızkı yalnızca Allah'ın üzerinedir." [761]
Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurur:
"Şüphesiz ki Allah, piyasada fiatları ayarlayandır, rızkı kısıp tutandır ve rızkı bol bol verendir." [762]
O'nun kullarını rızıklandırması iki çeşittir:
1- Genel rızıklandırma: Yaşamaları ve hayatlarını devam ettirmeleri için muhtaç oldukları her şeyi bütün mahlûkata ulaştırmasıdır. Onlar için rızkı kolaylaştırır, vücutlarında besin haline getirir ve küçük büyük bütün organlara ihtiyaçları olan gıdayı ulaştırır. Bu, iyi, kötü, müslüman, kâfir hatta bütün insanları, cinleri, melekleri ve hayvanları kapsayan bir rızıklandırmadır. Bir başka yönden de mükellefler hakkında gereklidir. Çünkü mükelleflerin elde ettikleri rızık bazan helâl yoldan olur ve bu rızıkla ilgili kul bir hesaba muhatap olmaz. Bazan de haram yoldan elde edebilir. Bu itibarla o da rızık ve nimet diye isimlendirilir. İster helalden isterse haramdan rızıklansın hepsine "Allah'ın rızkı" denilir.
2- Özel rızıklandırma: Bunun faydaları dünya ve âhirette süreklidir. Bu rızkın kullara ulaştırılmasında peygamberleri görevlendirir. Bu tür rızıklandırma da iki türlüdür:
a) Kalplerin ilimle, imanla ve imanı hakikatlerle rızıklandırılmasıdır. Çünkü kalbler, hakkı tanımaya, onu talep etmeye ve Allah'a kulluk etmeye son derece muhtaçtır. Kalplerin zenginliği ve fakirlikten kurtulması bu rızıklanmayla hâsıl olur.
b) Bedenin helâl rızıkla rızıklandırılmasıdır. Allah Teâlâ'nın mü'minlere tahsis ettiği ve mü'minlerin istedikleri rızık her ikisine şâmildir. Kul, kendisini rızıklandırması için Rabbine dua ettiği zaman niyetine her ikisini de almalıdır. "Allahım beni rızıklandır" şeklinde yaptığı duanın anlamı "kalbime faydalı olacak ilim, hidayet, marifet, bütün salih amellerin ve güzel huyların kaynağı iman ile bedenime fayda verecek helal, yararlı, meşakkatsiz ve sonunda verilecek hesabı olmayan rızık nasib et" demektir. [763]
Zâhîrî ve Manevî Rızk:
Zahirî rızklar, her türlü yiyecek ve içecek, giyilecek ve kullanılacak eşya, nukut, mücevherat ve hattâ bir kimsenin çoluk çocuğu, karısı, vücudunun çalışma kudreti, bilgisi, mülk ve serveti hep bu kısımdandır. Allahu teâlâ insanlara eşyanın hassalarını, tabiat kanunlarını ve her şeyi idare eden esasları öğretmiştir. Bunlar hep insanlar için rızk ve refah sebepleridir. Kâinatta her şey bir hazînedir, boş şey voktur.[764]
"Rabbena mâ halakte hazâ bâtıla" âyet-i celilesi tabiatta gizli olan bu hazîneler üzerine dikkat nazarlarımızı çekmek için indirilmiştir. Şu halde her şeyi incelemek ve ondaki hassalardan faydalanmak icâbeder. Yoksa malından, kudretinden, ilminden intifa edemiyenler merzuk değil, nasipsizdir. Manevî rızkların kaynağı semavî kitaptır. Fakat bugün dünya yüzünde hiçbir harfi değişmeyen ve indirildiği gibi aslını muhafaza eden tek kitap Kur'ân-ı Kerîm'dir. Kur'ân, en son Kitâb olarak bütün peygamberlerin sonuncusu ve yükseği, kâinatın kendisi ile iftihar ettiği Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimiz Hazretlerine indirilmiştir. Diğer kitapların ortada asılları yoktur. (Kitâb-ı mukaddes) nâmı ile ellerde dolaşan kitaplar, insan eliyle kirletilmiş, birçok hükümleri değiştirilmiş, birçok tahrifat yapılmıştır. Bu cihet, Kur'ân'ın şehâdetiyle sabit olmuş bir hakikat-ı kat'iyyedir. Onun için onlarda manevî rızk yoktur, manevî zehir vardır. Bunlardan sakınmak gerekir.
Maddî rızklar, yaradılışında saftır, temizdir. Fakat insan eliyle kirlenirse, insan ondan nefret ve istikrah eder. Meselâ, Nisan yağmuru temiz bir kap içinde toplanırsa, o suyu herkes kana kana son damlasına kadar içer, fakat aynı su içine kirli bir el dalarsa, hiç kimse onu içmek istemez. Manevî rızklar da böyledir. Allah'ın vahiy suretiyle indirdiği hakikatlere insan eli karışırsa saffet-i asliyesini kaybeder. Ruhun muhtaç olduğu gıdayı veremez bir hâle gelir. [765]
Kula Gereken Şey:
Yiyeceğine, içeceğine, giyeceğine nasıl dikkat ediyorsa, iyisini ve temizini arıyorsa, ruhunun gıdası demek olan manevî rızkların da hâlisini ve temizini arayıp bulmak için daha fazla çalışması icabeder. Arayan bulur, elverir ki, samimî olsun. [766]
[753] Prof. İzzeddin Cemel, El-Esmaü’l-Hüsna, Ravza Yayınları: 179.
[754] Ali Osman Tatlısu, Esmaü’l-Hüsna Şerhi, Başak Yayınları: 74.
[755] Ali Osman Tatlısu, Esmaü’l-Hüsna Şerhi, Başak Yayınları: 74.
[756] Zâriyat: 51/22
[757] Tâhâ: 20/13
[758] Tâhâ: 20/132
[759] Prof. İzzeddin Cemel, El-Esmaü’l-Hüsna, Ravza Yayınları: 179-180.
[760] Zâriyat: 51/58
[761] Hûd: 11/6.
[762] Ebû Davûd, III/272; Tirmizî, III/596; İbnu Mâce. II/741; Ahmed, III/156,286; Dârimî, II/165.
[763] Said el-Kahtani, Kur’an Ve Sünnette Esma-i Hüsna Şerhi, Uysal Kitabevi: 139-140.
[764] ÂI-i İmrân: 3/191
[765] Ali Osman Tatlısu, Esmaü’l-Hüsna Şerhi, Başak Yayınları: 74-75.
[766] Ali Osman Tatlısu, Esmaü’l-Hüsna Şerhi, Başak Yayınları: 75-76.